şu dünyanın makul bi çıkış kapısı olaydı.
---
thus, average Fours begin to employ their imaginations to "stir up" their emotional life. they can take even the most transitory encounter and dwell on it for hours to extract all of its "emotional juice". the problem is that it becomes difficult for Fours to dwell deeply in their moods and fantasies if they are still interacting with others. their feeling states and self-image become rarefied to a degree that reality will not support. increasingly, they begin to withdraw from life and real relationships and experiences, both to prevent others from interfering with their strong reveries and moods, and to avoid potential embarrassment and humiliation. as they draw the curtains and turn away from life, however, they cut themselves off from the wellspring of their feelings and their creativity—participation in the world.
Tuesday, December 25, 2012
Sunday, December 16, 2012
monte cristo kontu'nun galaktik bakışı
şayet bir intikam planım olsaydı, daha iyi olurdu. ama yok. monte cristo kontu olmak için bana bir amaç, belki de bir intikam lazımdı. ben onları bulduğum gibi kaybettim. artık boşluk var. ve hiç rahatlamış değilim.
bıktırdılar bu kelimeden hepimizi biliyorum ama içimdeki acı tamamen ontolojik. ve bundan kaçmam imkansız. belki de bu Allah'ın intikamıdır. çünkü ben sözünden dönenlerdenim. o da bu diyarlardaki tek kont, şüphesiz.
bıktırdılar bu kelimeden hepimizi biliyorum ama içimdeki acı tamamen ontolojik. ve bundan kaçmam imkansız. belki de bu Allah'ın intikamıdır. çünkü ben sözünden dönenlerdenim. o da bu diyarlardaki tek kont, şüphesiz.
Tuesday, December 11, 2012
need rehab
"bazıları yirmi-otuz senedir insanlık yolunda koşturan bir dairenin içinde bulunabilir. fakat beslenme mekanizması sağlam işletilmemişse turnikeye önce girenlerin bilgileri diğerlerinin on sene gerisinde kalabilir. daha da acısı turnikeye önce girenlerin bunun farkında olmamalarıdır."
Wednesday, December 5, 2012
kendine 91 cm kadar uzaklaşmış adam
kendisine 91 cm kadar uzaklaşmış henry'nin hikayesini anlatır şu kısa film:
150 tonluk bir meteor çarpmasından sonra kendinden uzaklaşan adam. hiçbir şey eski yerinde, hatırladığı konumda değildir artık. kendi bile.
zavallı henry'ye şizofren teşhisi koymuşlar. eğer henry şizofren ise, korkarım ben de öyleyim. ve etrafımdaki bir çok insan da öyle. yani 100de 1lik oran fazla iyimser.
yahu, kendimi aynada dahi göremediğim zamanlar oluyor benim!
henry ile aramızdaki benzerlik bu; ikimiz de kendimizden uzaklaştığımızın farkındayız. ve eğer şizofrenlik bunu bilmek ise, eyvallah.
Saturday, November 24, 2012
yakınlaşmanın adabı ve sanat arasındaki ilişki
"simge gösterdiği kadar da saklar. perdeler. temsil eder. bu nedenle, hakikat afişe edilen değil, her daim temsil edilendir. hep bir adım ötede olandır. ele geçirilmesi, avuçlanması olanaksız olandır. sanat, hakikate sadece işaret eder. hürmetinden. onu ele geçirmeyi değil, yanına yaklaşmayı ister. kokusunu almayı. mesafeye riayet edişi de bundan. hep bir aralık varsaymasından. birazcık aralık, birazcık mesafe. hakikatin nefes alabileceği kadar. sadece ama sadece, bir gün kendisine yakınlaşma umudumuzu korumamıza yardım edecek kadar. siyasetin ve ticaretin sanattan öğrenmesi gereken işbu hürmettir. zer'in ve zor'un. önce mesafelere hürmet. simgelere. perdelere. özel olana. özgül olana."
dücane cündioğlu
Thursday, August 9, 2012
iyi böyle
sonunda vardığım yer hep araf oluyor. adamakıllıca bir yere ait olamamanın garip bir hafifliği var. her yere komşuyum, her ülkenin sınır ötesiyim. kimsenin ev sahibi/sahibesi değilim. kimseye ikram edecek bir şeylerim yok.
şikayetçi miyim bu halimden, bilemiyorum. değilim galiba.
ne iyiyim, ne de kötü. etrafımda iyi insanlar varken iyi, kötüler varken kötü, kıskançlar varken kıskanç... ama asıl kötülerin arasında iyi olmaktan korkuyorum. çünkü iyi olmak çok külfetli.
her geçen gün farkediyorum ki, araf sonsuz büyüklükte. hiç sıkışmışlık hissettiğim falan yok. bu yüzden çıkmaya niyetim yok.
şikayetçi miyim bu halimden, bilemiyorum. değilim galiba.
ne iyiyim, ne de kötü. etrafımda iyi insanlar varken iyi, kötüler varken kötü, kıskançlar varken kıskanç... ama asıl kötülerin arasında iyi olmaktan korkuyorum. çünkü iyi olmak çok külfetli.
her geçen gün farkediyorum ki, araf sonsuz büyüklükte. hiç sıkışmışlık hissettiğim falan yok. bu yüzden çıkmaya niyetim yok.
Wednesday, March 28, 2012
jung diyor ki
hastama "dikkatinizi düşlerinize yöneltin" dediğimde bunun anlamı şudur: "içinizdeki en öznele, varlığınızın ve yaşamınızın kaynağına, yaşamda yer aldığınız noktaya, bilinmeyen yanınıza, dünya tarihine dönün. etkisizliği önceden bilinen çıkar yolları aramaya sırt çevirmeniz için önünüze dikilecek, görünüşte yıkılmaz bir set, giderilmesi olanaksız bir güç olacaktır. düşleriniz öznel doğanızın belirtisidir. bu nedenle size, içine düştüğünüzü çıkmaza neden olan davranış yanlışınızı açıklayabilirler."
Subscribe to:
Posts (Atom)